Pazar, Ocak 27, 2008

Köfteci İsmail

Makedonya’nın Pirlepe yöresinden Adapazarı’na uzanan bir aile geleneği Islama Köftecilik Köprülüoğlu ailesinde. Pirlepeli Mehmet Efendi’nin 1928 yılında Karaağaçdibi’nde başladığı köftecilik mesleği, önce oğlu İsmail Köprülüoğlu’na ardından da torunları Yavuz Köprülüoğlu’na ve kızı Emel Çelikel’e devrolmuş. Emel hanım’dan aldığım bilgiler ile işte Köfteci İsmail. Köfteci İsmail’in merkezi Çarşı caddesi PTT sokakta, diğer 2 şubesi ise Uzunçarşı 1. Geçit ve Serdivan semti Çark Mesire karşısında. Ben Serdivan’da ki şubeyi ziyaret ettim. Mekan gayet konforlu ve şık, kalabalık gezi gruplarına hizmet verebilecek şekilde tasarlanmış, otoparkı da mevcut.


Masaya oturduğunuzda sizi önce odun fırınında pişmiş harika bir susamlı ekmek ve zeytinyağlı acı biber sosu karşılıyor. Siz köftelerinizi beklerken açlığınızı bastırmanızı sağlıyorlar. Menüde ana yemek olarak sadece köfte çeşitleri bulunuyor. Tabii menünün lokomotifi Islama köfte. Bana göre Islama köfte’nin köftesinde tattığım diğer köftelerden ayrışmasını sağlayan özel bir lezzet yok. Onu asıl farklı kılan yanında yediğiniz ekmekleri. Bu ekmekler, bayat ekmeğin toz biber, ayçiçek yağı ve kemik suyundan oluşan bir sos batırılıp kızartılması ile hazırlanıyor. Köftenizin yanında gelen sıcak ve yumuşacık ekmeklere doyamıyorsunuz. Ekmek mi köftenin çeşnisi yoksa köftemi ekmeğin karışıyor. Islama’nın yanısıra menüdeki Sucuk Köfte’den de tadabilirsiniz. Bu, sucuk baharatı ile hazırlanmış, hafif acılı, bol baharatlı bir köfte. Bunların dışında İnegöl Köfte ve Ramazan’da kurufasülye de menüde bulabileceğiniz diğer yemekler. Yemeğinizin yanında masalarda bulunan acı biber turşusundan yiyebilir ve de kendi üretimleri açık ayrandan içebilirsiniz. Sıra tatlıya gelince Kabak tatlısını tavsiye ederim. Kaymaklı ve bol cevizli olarak sunuluyor ve kabaklar ağızda dağılıyor.

Pazar, Ocak 20, 2008

Hamdi Restaurant

İstanbul Eminönü meydanında Galata kulesi ve Haliç’in harika manzarası eşliğinde nefis kebaplar yemek isterseniz gideceğiniz adres meşhur Hamdi Restaurant olmalıdır. Benimde yıllardan beri İstanbul dışından gelen misafirlerimi gönül rahatlığı ile götürdüğüm Hamdi, Hürriyet-Sibel Arna röportajımın fotoğraf çekimi için de tercih ettiğim mekan olmuş idi.
Aslen Urfa Birecik’li olan Hamdi Arpacı eski mesleği dolmuşculuğu bırakıp 1969 yılında Eminönü’nde 3 metrekarelik ufak bir dükkanda kebapçılığa başlamış. 1980’den bu yana şu anda bulunduğu mekanına taşınmış.

Daha Büyük Haritayı Görüntüle

Hamdi beye, çevresi duydukları saygı sebebi ile “Hamo Dayı” diye hitap etmekte. Hamdi artık bir kebapçı olmaktan çıkmış bir endüstriyel tesis haline gelmiş. 6 katlı binada 65 kişilik ekipleri ile günde 1,200’ün üzerinde kişiye hizmet veriyorlar. İstanbul Atatürk havaalanında ve gazetelerde tanıtım faaliyetleri yürütüyorlar, 250 farklı turizm şirketi ile anlaşmaları sonucunda her yıl binlerce turisti ağırlıyorlar. Ancak bu büyüklük lezzetten taviz vermelerine yol açmamış. Hamdi’de başta kebaplar olmak üzere mezeler, lahmacun, çiğköfte, yöresel tencere yemekleri ve tatlıların hepsi son derece leziz.

Ve tüm yiyecekler gayet temiz bir ortamda hazırlanıyor.

Burada kebap olarak patlıcan kebabı, içinde haşhaş yoksa da bu isimle anılan haşhaşlı kebap, fıstıklı kebap, şiş kebap ve testi kebabı yiyebilirsiniz. Benim favorilerim fıstıklı kebap ve testi kebabı.
Fıstıklı kebap file antep fıstığı ile kuzu kıymasının karıştırılması ile hazırlanıyor. Ete fıstık ve tuz dışında başka hiçbirşey eklenmiyor. Tüm kebaplarda 1 yaşın altında Tekirdağ yöresi koyun etleri kullanılıyor. Testi kebabı buranın spesiyallerinden. Yemek isterseniz 1 gün önceden sipariş vermeniz gerekiyor. Toprak testi içine konulan kuzu etleri ve sebzeler testinin ağzı hamur ile kapatılarak saatlerce pişiriliyor. Güzel bir merasim ile masanızda kırılan testinin üst bölümünden yemeğiniz lokum gibi pişmiş etleriyle birlikte önünüzde servis ediliyor.
Standart kebapların yanısıra mevsime göre közlenmiş soğan ile hazırlanan soğan kebabı, bir diğer ismi Yeni Dünya olan Malta eriği ile hazırlanan erikli kebap, Güneydoğu Anadolu’ya özgü Keme mantarı ile hazırlanan Keme kebabını da burada bulabilirsiniz. Ayrıca gününe göre fıstıklı döner, erik tava, bamya tava, firik pilavı, yuvalama, kuru patlıcan dolması gibi değişik lezzetleri ve yöresel tencere yemeklerine burada rastlayabilirsiniz.Hamdi’de yemeğinizin yanında rakı içmek isterseniz rakınızın Ehl-i Keyif isimli özel bakır rakı soğutucusunda servis edildiğini göreceksiniz. Antep’den özel olarak getirtilen Ehl-i Keyifler sayesinde rakı bardağınız buzlu bir kabın içinde devamlı soğuk kalabiliyor. Kapanışı tabiiki Güney Doğu yöresine özgü özel tatlılar ile yapmanız gerekiyor. Baklava gibi tatlıların yanısıra Künefe ve Katmer’de tatmanızı kesinlikle tavsiye ederim. Buradan ayrılırken dilerseniz yanınıza Urfa’ya özgü bir kurabiye olan İkindi Kahkesi’nden alabilir ziyafeti evinizde devam ettirebilirsiniz.
Hamdi’yi keşfetmemi sağlamış olan arkadaşım Cem Terliksiz’e teşekkür ederim.

Cumartesi, Ocak 05, 2008

Köfteci Ethem Usta

Adapazarı’nın Kazımpaşa ilçesi köftesi ile nam salmış.

İlçe bu ününü Kazımpaşa köftesinin yaratıcısı Ethem Kurcan’a borçlu. Kurcan Kasap ve Köfte Salonu’nun sahibi Ethem Usta İstanbul Pendik’te işçilik yaparken, çalıştığı fabrika kapanınca memleketine ve baba mesleği kasaplığa dönmüş. 1977 yılında kasap dükkanının önüne bir mangal koyması ile köftecilik macerası başlamış. 1980 yılında da kasap dükkanı tam olarak köfteciye dönmüş.
Ancak Ethem Usta baba mesleğini de elden bırakmamış, köfte salonunun giriş kısmında bulunan tezgahta halen kasaplık bir yandan devam ediyor. Köftede sadece dana eti kullanıyorlar. Eti daha yağlı hale getirmek için %10 oranında koyun eti de karıştırılabilirmiş ancak Ethem Usta tercih etmiyormuş. Köfteyi dinlendirmiyorlar, baharatlı bir köfte olduğu için taze olarak tüketilmesi gerekiyormuş. Köfte hamurunda baharat olarak karabiber, kırmızı biber, kimyon, tuz, soğan, az miktarda ekmek içi ve etin kendi yağı bulunuyor. Burada 1 porsiyonda 6 adet köfte bulunuyor ancak köfteler 3’er adet şeklinde servis ediliyor. Bu sayede köftelerin tabakta beklemesi ve soğuması engelleniyor. Herşey ağız tadınız için düşünülmüş! Köfteniz ile birlikte mangalda pişmiş biber ve mis gibi kokulu kırmızı domatesler tabağınıza pek yakışıyor. Köftenin yanısıra kendi üretimleri baharatlı sucuğunun da tadına mutlaka bakın, heryerde bulamayacağınız bir lezzet ile tanışacaksınız. Tabii bunlara ek olarak piyazınızı ve mis kokulu ekmeği de masanızda eksik etmemeniz faydalı olur. Ancak sipariş vermeniz gereken asıl şey Ethem Usta’nın eşinin kendi yaptığı toprak kaselerde servis edilen harika yoğurt. Yoğurt kasesini ters çevirseniz kesinlikle dökülmeyeceğini göreceksiniz. Yoğurdun bu kadar koyu ve bir o kadar da lezzetli olmasının sebebi dana sütü ile birlikte manda sütününde kullanılması. Önceki yıllara göre manda sütü daha nadir bulunduğu için eskiye oranla daha az oranda manda sütü kullanılıyormuş ama yine de diğer yoğurtlardan farkını kesinlikle hissediyorsunuz. Yoğurtta süt tozu ve benzeri katkı maddeleri kesinlikle kullanılmıyormuş, yoğurt mayası bir şırınga vasıtası ile tek tek her kaseye katılıyormuş. Yemeğinizi lezzetli Revani tatlısı ile sonlandırabilirsiniz. Adapazarına gitmişken Sapanca’ya uğrayabilir göl kıyısında ya da Maşukiye tepelerinde güzel bir yürüyüş ile haftasonunuzu renklendirebilirsiniz.
Not: Restoranın cep telefonu numarası 0532 589 66 90 olarak değişmiştir.

Pazar, Aralık 16, 2007

Münir Usta

Mardin’e gittiniz ve yörenin meşhur Kaburga Dolması’nı mı tatmak istiyorsunuz? İşte size en doğru adres, işte Münir Usta!

Münir Atakur 1981’den bu yana yemek sektöründe hizmet veriyor. Hem yöresel yemekler hem de tatlılar konusunda uzman. Mardin’in yanısıra bir dönem İstanbul’da da işletmecilik yapmış. Hatta tatlı uzmanlığının yanısıra pasta yapımı bilgisini geliştirmek için Şişli Osman Pastanesi’nde 1 yıl çalışmış. 1986 yılında Mardin Kaburga Dolması’nı TRT’de ilk tanıtan kişi kendisi. Bilinçli, kendi geliştirmeye önem veren, titiz bir usta. Mardin’de kendini farklılaştırmak için ev yemeklerini kendine odak noktası seçmiş ve bu alanda isim yapmış. 2005’in Mayıs ayında da kendisini ziyaret ettiğim Yenişehir semtindeki yeni lokantasını işletmeye açmış.
Lokanta gayet şık, temiz bir mekan. Münir Usta’nın bilinçli tarzını hemen hissediyor, yöresel yemekleri hoş bir ortamda tadıyorsunuz. Burada yöresel yemeklerden kebaba, pidelerden ızgaralara, tencere yemeklerinden tatlılara geniş bir menü bekliyor sizi. Benim tercihim yöresel yemeklerden yana oldu.
İlk önce Urak adlı kızartılmış içli köfte ve Kiterreha adlı haşlanmış içli köfteleri tattım. Taze ve son derece lezizlerdi. Ardından sıra Kibe isimli Mumbar dolmasında idi, o da tam ağzınıza layık. Sonrasında Sembuse ve Etli Ekmek. Sembuse bir çeşit kapalı lahmacun. Etli ekmek ise Konya’da bulacağınız Etli Ekmek’ten çok farklı. Hamur, et, salça ve baharatların karıştırılarak kızartılıyor. Hafif acılı, çok lezzetli bir yiyecek. Kendimi 2.sini yememek için tutmak zorunda kaldım.Ve sıra geliyor günün asıl konusuna, daha önce çeşitli yerlerde tatttığım Kaburga Dolması’nı Münir Usta’nın elinden yemeye. Nar gibi kızarmış, içi pilavla doldurulmuş Kaburga Dolması ayıklanmış şekilde geldi. Tek kelime ile harika! Et kurumamış, tam kıvamında, pilavı soğumamış, kaburgayı yemeye doyamıyorsunuz.
Yemeklerinizin tadına varırken yanında da buz gibi ayranını içmeyi unutmamalısınız.
Münir Usta’ya işin sırrını sorduğumda çok hoş bir yanıt alıyorum, bir arap atasözüne gönderme yapıyor; “Bu işin ya aşığı ya da muhtacı olacaksın, biz bu mesleğin hem muhtacıyız hem de aşığı” diyor. Münir Usta'yı keşfetmemi sağlayan Sn. Sadi Tanış'a çok teşekkür ederim. Mardin’e kadar gitmişken sizlere Midyat ve Hasankeyf’e kadar uzanmanızı, Midyat’ın eski sokaklarını, kiliselerini; Hasankeyf’in harabelerini ve doğal güzelliğini keşfetmenizi tavsiye ederim.


Daha Büyük Haritayı Görüntüle