Salı, Haziran 29, 2010

Köfteci Yusuf – İznik İmren Köfte

Yıllardır Bursa Orhangazi ya da Yalova’dan geçerken dükkânlarını gördüğüm, kocaman tabelaları ile dışarıdan oldukça ticari bir yere benzeyen, muhtemelen pahalı ve de lezzetsiz köfteleri vardır diye düşündüğüm Köfteci Yusuf’un aslında merkezi İznik’te bulunan eski bir köfteci olduğunu öğrenince yollara düşüp İznik’e gidip suyun gözünde köftelerin tadına baktım.

İznik’in nüfusuna ve turistik potansiyeline oranla oldukça büyük olan merkez şube, gayet modern ve şık dekore edilmiş, masraftan kaçınılmamış. Belli ki İznik’te tahminimden daha fazla potansiyel var ve de kazançlı bir meslek bu köftecilik :)

Teras küçük ama keyifli, biz de gittiğimizde kış aylarında olmamıza rağmen orada oturmayı tercih ettik.

Beyaz Tabak hijyen belgeli olan mekan gerçekten bunu hak ediyor, mutfak zaten yarı açık, köfteler önünüzde pişiyor, malzemeler de kaliteli ve temiz.

Köftesi büyük büyük göz dolduruyor. Formu yumuşak ama İnegöl köftesi kadar yumuşak değil, kıvamında. %85 Dana-%15 kuzu eti ile yapılıyor. Tadı leziz, baharatlı, zaten kırmızıbiber parçalarını göz önünüzle de görüyorsunuz köftenin içinde.

Köftenin dışında sucuğunu da tattık, son derece başarılı. Bu da %80 dana-%20 kuzu eti ile hazırlanıyor. Baharatlı, hafif acılı. Tuz, kimyon, kırmızıbiber, karabiber ve yenibahar var baharat olarak. Diğer sucuklardan farklı olarak yenibaharın tadı baskın ve de çok yakışmış.

Yemeğinizin yanında ekstra ızgarada pişmiş biber ve domates geliyor, mutluluk verici bir ayrıntı.

Piyaz taptaze görünüyor, üstünde bolca sumakla servis ediliyor. Fasulyeleri iri. Olmazsa olmaz.

Piyazın yanı sıra biber turşusu, yoğurt gibi ek lezzetlerin de tadına bakabilirsiniz.

Yemek öncesinde aperatif olarak gelen zeytinyağlı biber salçası ve ekmeğe hemen saldırmayın, iştahınız kesilir.

İtimat süt ürünlerinin Köfteci Yusuf için özel olarak ürettiği gayet lezzetli, tadına bakmalısınız.

Yemek sonrası tatlı alternatifleri geniş; ekmek kadayıfı, tel kadayıf ve Kemalpaşa tatlısı var.

Buradan ayrılmadan önce tesis içinde bulunan Kasap dükkânına da uğramanızı ve kaliteli ve uygun fiyatlı (özellikle İstanbul’da ikamet edenler için belirtiyorum) et, sucuk, paket köfte satın alabilirsiniz.

Köfteci Yusuf işi o kadar profesyonelleştirmiş ki paket servis hizmet araçları bile bulunuyor. Herşey düşünülmüş. Tebrikler Köfteci Yusuf!

İznik’ten ayrılmadan önce göl kenarında yürüyüş yapmanızı, şehir içindeki tarihi mekanları ve dünya şekeri Golden Retriever bekçi köpeği (sanırım arkadaş bekçiden çok zorunlu olarak sahip çıkılmış kimsesiz bir köpek) olan müzesini gezmenizi ve de şehrin hemen dışındaki dikilitaşı ziyaret etmenizi öneririm.

Cumartesi, Haziran 19, 2010

Bidda Badedez

Kıbrıs Lefkoşa’da 2,000 senesinden beri hizmet veren Bidda Badedez Aycan Argün ve eşi Ayer Argün tarafından işletiliyor. Aycan hanımın çalışmakta olduğu Kredi Bankası isimli banka iflas edince o da Kıbrıs’ın geleneksel yemeği olan ve kendisinin çok sevdiği Bidda Badadez’i bir girişimcilik fırsatı olarak görmüş ve bu küçük ama lezzet dolu dükkanı açmış.

Bu yemeğin orijinali ismini de veren mayalı hamurdan yapılan yufka ekmeği (Bidda) ve kızarmış patatesten (Badedez) oluşuyormuş. Bu yemeği Aycan hanımın annesi ve anneannesi de yaparmış. Aycan hanım bu malzemelere köfte ve kızarmış hellimi de ekleyerek kendi tarifini yaratmış.

Bu yiyecek aslında bizim Türkiye’deki dürüm kültürüne çok benziyor. İçindeki köfte karabiber, kimyon, tuz, soğan ile hazırlanan bir nevi Adana Kebap köftesi. Kızarmış patates, kızarmış hellim, domates ve maydanoz ile yufkaya sarılarak servis ediliyor.

Ancak bu yiyeceğin benim de dikkatimi çeken ve Ağzımın Tadı’nda yer bulmasını sağlayan farkı hazır yufka yerine elle açılan taze yufka kullanılması, Kıbrıs’a özel çok lezzetli patatesleri ve de kızarmış hellimi verdiği lezzet.

Menüde yer alan sade, tavuklu, ballı-hellimli farklı Bidda Badedezler’den seçim yaparak damak tadınıza göre hareket etmeniz de mümkün.

Yiyecekleriniz ile birlikte koyun sütünden yapılan naneli ve bol tuzlu ayrandan da 2 bardak götürmenizde yarar var, hele yaz aylarında Kıbrıs’a gitmiş iseniz bu tuzlu ayran birebir.

Tatlı olarak da Gatmer yani bzideki Katmer’den yiyebilirsiniz. Kaymak, şeker ve tarçın ile hazırlanan Gatmerler patır patır gidiyor J

Köfte-patates-ekmek üçlüsü zaten hem çocukların hem de bizlerin sevdiği üçlemelerden olduğu için Bidda Badedez’i de sevmemek elde değil. Aynen bana bu tecrübemde eşlik eden arkadaşlarımın da bayıldığı gibi J

Pazartesi, Ocak 11, 2010

Manisa Gülcemal Köfte

Bu yazıyı tavsiyem üzerine Manisa’daki Gülcemal Köftecisi’ni deneyip blogu www.geziyorum.net de yazan sevgili arkadaşım Emre Tok’a ayırıyorum.

Çeşme’den yazın yola çıkıp gelirken yolda Manisa ve Akhisar köfte salonlarının meşhurluğunu bildiğimden bu konuda uzman ve köfte gurmesi arkadaşım Hakkı’nın (namı-ı diğer Hakkı Dayı) telefonunu çaldrıyorum. Bana tek cümle ediyor… “Gülcemal” başka yere gitme sakın… Peki diyorum… 3 dk. sonra SMS ile telefonunu da gönderiyor dayıcım… Blogumda yazacağımı ve ona gol atacağımı bile bile kırmıyor beni…

Zar zor buluyoruz lokantayı. Tarifi yapan çocukla 10 defa görüştüğümden beni sokaklarda karşılıyor. Restoranda herkes restoranının ismi gibi güler yüzlü. Muhteşem bir ilgi ve alaka ile ağırlanmak inanılmaz.

Gülcemal Kebapçısının Tarihçesi

Halep’ten gelen ustanın yanında yetişen İbrahim Usta, Manisa’da açtığı iş yerinde Osman Usta kalfalık, Cemal Bey’de çıraklık yapmış ve Cemal Bey 1957 yılında kendi dükkanını açmıştır. Arkadaşlarının ısrarı ile güler yüzlü oluşundan dükkanın ismini de “Gülcemal Kebapçısı”olarak yazılmıştır. Cemal Bey son yıllarda yaşının gereği işini, oğlu Nuri Bey’e bırakmış, Nuri Bey’de, aynı geleneği sürdürerek, şu an üniversitede bu mesleği okuyan oğlu Cemal Bey’e devretme düşüncesindedir.İşletmede sadece tereyağlı Manisa Kebabı yapılmaktadır. kuzu ve dana etinin kıyılmasından sonra şişlere sarılan kıyma odun kömürü ateşinin közünde pişirilip dilimlenmiş pide ile bakır tabaklara koyularak üzerine kızartılmış tere yağı ilave edilerek servis edilir. İsteğe göre yoğurtlu olarakta sunulur.

Gittiğimizde bomboş. Çünkü ters vakitte geldk, 1 saate kapatacaklar. Köfte diyoruz. Ayran ise eğer açık ise bu tarz restoranlarda açık ayran denemeyi ihmal etmem… Biz beklerken karnımız zil çalıyor. Ama imdadımıza yetişiyor bu güler yüzlü harika arkadaşlar ve tertemiz, mis kokan söğüş salatamızı ikram ediyorlar.

Salatamıza gömülmüşken İstanbul’a da götürmek istediğimizi belirtip onunda hızlıca siparişini veriyoruz. Onlarda özenle hazırlanırken köftelerimiz geliyor. Muhteşem… Hem servis, temizlik hem de lezzeti.
Sedef’in bitiremeyip bir iki tanesini bırakacağını düşünüyorum ama yanılıyorum:-)

Açık ayran inanılmaz, ekmek taptaze ve hafif baharatlı pidesine akan yağı ile çıldırmamak elde değil.Biz kendimizden geçerken garson arkadaş abi “tatlı” alırmısınız diyor. Soruyoruz ne var ? diye … Tahinli Kadayıf dediğini hatırlıyorum en son… :) Sonra bu aşağıdaki fotoğrafı…

Manisa’dan geçerken Gülcemal Kebapçısına uğramadan gelmeyin derim siz sevgili okurlara… Temizlik, itina ve özenli servisin yanında bu meşhur tadı denemek bambaşka bir 40 dk yaşattı bize. Fiyatlar ise tekrar tekrar hesabı soracak kadar uygun…

Çarşamba, Aralık 02, 2009

Caru Cu Bere

Romanya’nın Başkenti Bükreş’de bir turistin gidebileceği en iyi restoran alternatiflerinden bir tanesi Caru Cu Bere. Turistik, populer yerleri genelde beğenmesem de burası beni şaşırttı.
Her ne kadar bolca turistin geldiği, onlara yönelik şovların olduğu bir mekan olsa da burası menüsünün otantik Romen mutfağına sadıklığı, hizmet kalitesi ve fiyatları açısından hiç de turistik bir restoran çıkmadı.
Romence bira fıçısı anlamına gelen Caru Cu Bere’de Romen etnik mutfağının izlerini bulabilirsiniz. Yiyeceklerin çoğu et ağırlıklı ve de bazı yemekler domuz etinden, bu nedenle herkes memnun kalmayabilir.
Mititei, bir çeşit köfte. Görünümü Urfa kebap şeklinde, lezzeti ise Urfa kebap ve kasap köftenin karışımına benziyor, gayet lezzetli.Yanında gelen sarı bulamaçın ismi Mamaliguta ya da diğer ismi ile Polenta. Yani bizim Karadeniz’in mısır unu ile yapılan Kuymak yemeği! Kültürlerin kaynaşması hayret verici ve sevindirici. Polenta, Kuymak’a göre daha az yağlı ve peynirsiz, bu nedenle bana biraz yavan geldi ama bayanlar daha sağlıklı bularak beğenebilir.
Çeşit çeşit sosisler mevcut. Özellikle içi bol peynirli olan çeşidini beğendim.
Bunların dışında diğer geleneksel et yemeklerini de tadabilirsiniz.

Yazın özellikle Limonade Cu Miere yan ballı limonata söylerseniz serinlik için birebir.

Adı üstünde buranın kendi yapımı fıçı biraları meşhur. Bira seviyorsanız denemelisiniz.
Tatlı menüsü de oldukça geniş, benim tattığım Mar copt cusos de fructe depadure yani frombuaz soslu fırınlanmış elma, hem göze hem de mideye hitap eden lezzetli bir seçim oldu.