Bereket Fırını
Müşterileri arasında Türkler olduğu gibi Rum kesiminden gelen müdavimleri de bulunuyor, bu talep tabelasına da yansımış tabii.
Hakkı Dayı'dan ağzınıza layık lezzet önerileri! En leziz köfte, kebap, kurufasülye ve pide için doğru adresler burada...
Müşterileri arasında Türkler olduğu gibi Rum kesiminden gelen müdavimleri de bulunuyor, bu talep tabelasına da yansımış tabii.
Gönderen
Hakkı Arıkan
zaman:
8:11 PM
2
yorum
Etiketler: Lefkoşa, Pideciler, Özel Tatlar
Kütahya’nın Domaniç ilçesi Çatalalıç mevkiinde bulunan Murat Ağa’ya dağlık ve ormanlık çok güzel bir yol ile ulaşıyorsunuz. Motorsiklet tutkunlarının güzergahında yer alan bu yol üzerinde Murat Ağa da güzel bir mola nedeni oluyor.Murat Akgüneş ve 2 oğlu tarafından işletilen bu yol lokantası 2002’de hizmet açılmış.
Murat Ağa, köftesi, ızgaraları ve kuru fasulyesi ile nam salmış. Kullandıkları etler yörenin kendi etleri. Etlerin tazeliğine zaten da girişte şahit olduk J
Izgaralardan denediğimiz kuzu pirzola da lezzetli idi, bu da iyi bir alternatif olabilir. Yörenin etlerinin lezzeti kendini belli ediyor. Etler yanında mangalda kızarmış domates ve bibier ile servis ediliyor.
Yoğurt, kendi üretimleri, doğal, yağlı ve lezzetli. Toprak küçük güveçlerde hazırlanmış. Mutlaka yemeğin yanında söylenmeli.
Salata taptaze, içinizi serinletiyor. Domates, salatalık, biber ve bol soğanlı.
Lokantada tatlı yoktu ama kendi üretimleri tatlı niyetine yediğimiz böğürtlen reçeli enfesti. Tatlıya falan falan gerek kalmadı.
Gönderen
Hakkı Arıkan
zaman:
9:02 PM
1 yorum
Etiketler: Domaniç, Kebapçılar, Köfteciler
Köyün meşhur bir de restoranı var, Yorgo Kasap Restaurant. Georgios Skoulou ile eşi Maria Skoulou ve kızları Hristina Skoulou tarafından işletilen restoran çok lezzetli mezeleri ve etleri ile meşhur.
Maria hanım bizzat kendisi kasaplık yapıyor, etleri büyük satırı ile doğruyor. Etkileyici bir manzara!
Soğuk mezeler az ama öz. Pancar turşusu, kerevizli karışık turşu tabağı, kuru cacık (Rum usulü), tahinli yoğurt tarama ve zeytin.Hepsi birbirinden lezzetli.

Fırınlanmış mantar çok albenili görünüyor ama kültür mantarı olması nedeniyle çok özel değil, yemezseniz çok birşey kaçırmazsınız.
Kıbrıs’ta çok sevilen fırın kebabını burada da bulabiliyorsunuz. Bu kebap kuzu eti ve patatesin folyo kağıdına sarılarak toprak fırında pişirilmesi ile hazırlanıyor. Bana göre Türkiye’de ki fırın kebaplarından tek farkı yanında yediğiniz çok lezzetli özel Kıbrıs patatesi.
Karanfilli, yaş ceviz tatlısı göbeğinizin mutlaka şişeceği bu tecrübenin ardından hafif bir final oluyor.
Bana bir blog yazma fikrini aşıladığı için Elif Yalçınkaya Kariş'e ve de bu lezzet dolu mekanla tanıştırdıkları için Zeynep, Kuzey, Elif ve Yiğit Kariş ailesine teşekkürler :)
Gönderen
Hakkı Arıkan
zaman:
8:58 AM
6
yorum
Etiketler: Kebapçılar, Kıbrıs
O dönemlerde kıymayı zırh ile kıyıyorlarmış tabii artık günümüzde makine kıyması yiyiyoruz. Yine o dönemde köfte küçük küçük değil büyük parçalar halinde pişirilir ve tane ile satılırmış.
Köftenin Bulgaristan’daki isminin Kebapçe olduğunu anlatıyor Mesut Besler. 20 cm. uzunluğunda, silindir şeklinde hazırlanırmış oralarda köfte. Tadı İnegöl’dekine çok benziyormuş ancak tek fark içinde domuz eti de bulunmasıymış.Bulgaristan’da Kebapçe geçmişte yanında ballı ya da şekerli soğuk süt ile birlikte servis edilirmiş.
O günlerden bugünlere aile içinde devredilerek ulaşan meslek bugün 4. Kuşak Mesut ve Müfit Besler tarafından Besler markası altında devam ettiriliyor.
Besler Köfte’nin 3 şubesi olmakla birlikte biz İnegöl çarşısındaki merkeze gittik. Restoran tarihin izlerini taşıyan bir dükkan içerisinde. Restoranın girişinde rastladığımız masanın üstündeki büyük balkabağı da bize güzel bir sipriz oluyor ve de içeride tatlı niyetine ne yiyebileceğimizin sinyalini veriyor.
Restoran küçük bir salon ve daha küçük bir asma kattan oluşuyor. Burada günde 500-600 kişiye hizmet veriyorlarmış. Müşterilerin çoğunluğunu şehir dışından gelen misafirler oluşturuyorlarmış. İçeride sıcak bir hava var. Garsonlar pırıl pırıl, güleryüzlü ve işinin ehli. Tüm çalışanlar aile fertlerinden oluşuyor.
Masanıza oturduğunuzda masaya önce zeytinyağlı domates-biber karışımı salça tabağı ve de üstü zeytinyağlı ve Çıbrıka otlu (Bulgaristan’da ki ismi Çıbrıtsa) kızarmış ekmekler geliyor. Bu sırada siz siparişlerinizi veriyor ve aperatiflerin tadını çıkarıyorsunuz.
Sonra köfteleriniz geliyor. Köfteler küçük yassı şekilli, dışı iyi, içi az pişmiş kıvamda. Son derece leziz, yumuşak ve yağlı. İlk başta tabaklarımıza 3’er köfte geliyor tabii yanında taze domates, soğan ve mangalda pişmiş biberi ile birlikte.Sonra şişlere dizilmiş şekilde köftelerin devamı servis ediliyor, amaç köftelerin beklerken soğumasını ve lezzetini kaybetmesini önlemek. Bu iyi köftecilerde sıkça rastladığım bir metod.
Köftenin içeriğinde dörtte üçü dana kıyma, dörtte biri kuzu kıyma, kırmızı soğan ve tuz var. Ekmek, karbonat ve baharat yok. Köfte hamuru hazırlandıktan sonra 2 gün dolapta bekliyormuş, soğanı pişirileceği gün ekleniyormuş.
Köfte ile birlikte sipariş verdiğimiz piyaz bugüne kadar yediklerimin içinde en iyilerinden. Fasülyeler büyük ve lezzetli, diğer malzemeleri taze. Mutlaka denemeli.
Yemeğin yanında bir Bursa klasiği Uludağ gazoz ve şıra içmeyi de ihmal etmiyoruz.Tatlı olarak bir potpori sipariş ediyoruz. Tahinli sütlü Nuriye, fındıklı sütlü Nuriye, Kemalpaşa tatlısı ve girişte kardeşini gördüğümüz bal kabağı tatlısı bizi son derece memnun ediyor.
Kahvelerimizle birlikte ikram gelen meyveli gazoz da hoş bir tad bırakıyor damaklarımızda.
Eline sağlık Besler ailesi.
Ayrıntılı bilgi: www.inegolkoftesi.com
Gönderen
Hakkı Arıkan
zaman:
9:00 AM
4
yorum
Etiketler: İnegöl, Köfteciler
Yazıyı okumak için lütfen görsele tıklayın.
Burebista, Romanya’nın başkenti Bükreş’te size ilginç lezzet deneyimleri yaşatacak yaban hayvan eti yemeklerinin sunulduğu sıradışı bir restoran.
Daha Büyük Haritayı Görüntüle
Restoranın kurucuları mekanı Romanya kırsal kesim hayatının izlerini taşıyan bir şekilde dekore etmişler. Mekan Romanya yerel evlerini ve eski dönemleri hatırlatıyor insana.
Menüde de geniş bir yelpaze bulunmakta. Soğuk, sıcak, meze, ana yemek, tatlı her türlü çeşit mevcut. Geyik, tavşan, bıldırcın, dana, kuzu, ördek, kaz, hindi, somon, tavuk hatta ayı etini bile yemek mümkün.
Ben merakımı yenemeyerek Ayı etli bir yemeği denedim. Menüde Beer Sarmisegetuza ismi ile geçen bu yemek özel bir sos ve avcı usulü patates ile servis ediliyor. Sos kırmızı şarap ile hazırlanmış ve de içerisinde büyük siyah zeytinler de içeriyor. Patates de yumuşak ve son derece leziz idi. Ayı etinin tadı hakkında bir beklentim yok idi, o nedenle hayal kırıklığına uğramadım, ancak leziz de bulmadım. Sert değil ama yağsız ve yoğun bir et. Birlikte pişirildiği sos olmasa, mangal ya da fırın da sade olarak pişirilse yiyebileceğimi sanmıyorum. Tekrar yemek isteyeceğimi de sanmıyorum ama hayatta bir kere olsun denediğim ve tadını öğrendiğim için mutluyum. Denediğimiz diğer bir yaban hayvan eti ise Geyik oldu.Menüde Ponfried Venison ismi ile geçen bu yemek de geyik eti fileto olarak kesilmiş ve yine soslu olarak servis ediliyor. Etin tadı yağsız dana etini andırıyor, kuzu eti sevenlere biraz yavan gelebilir ama dana etçiler beğenecektir. Yemek yanında avcı usulü pilav ile servis ediliyor. Bu pilav kuru üzüm, ceviz ve bezelye ile hazırlanmış, yağsız ama lezzetli bir pilav.
Yemeğinizin yanında kendi yapımları, yumuşak beyaz unlu ekmeklerde iyi gidiyor. Bir Türk için kaliteli ekmek bulunmaz nimet tabii.
Yemek sonrası finali tabii güzel bir tatlı ile yapmak gerekiyor. Bunun için seçimim tipik bir Roman tatlısı olan Papanasi Cu Smantana Si Dulceata oldu. Bu tatlı bizim lokma tatlımıza ve Amerikalıların Donut’larına çok benziyor. İçi keçi peyniri ile doldurulmuş hamurlar kızartılarak üzerine krema ve reçel dökülmüş. Hem tanıdık hem de lezzetli bir tatlı, mutlaka denemelisiniz. Sunumu da çok başarılı.
Burebista’da yemek boyunca size akordeon, kontrabas, keman, gitar ve solistten oluşan bir grup ta eşlik ediyor, keyfinize keyif katıyor.
Adres: Restaurant Burebista Traditional, Calea Mosilor nr. 195, Sector 2, Bucuresti http://www.restaurantburebista.ro/
Gönderen
Hakkı Arıkan
zaman:
10:02 PM
0
yorum
Etiketler: Bükreş, Kebapçılar, Özel Tatlar
Eskişehir’e trenle seyahat edecek olursanız ve karnınız aç ise size önerebileceğim ekonomik ve lezzetli bir adres var. Osmangazi Üniversitesi'nin davetlisi olarak bir seminerde konuşma yapmak için gittiğim şehrin esnafı ve taksicileri ile yaptığım mini bir anket ile halkın seçiminin Köfteci Ali olduğunu anlamam zor olmadı.
Köfteci Ali Gar’ın hemen çıkışında sol tarafa doğru yaklaşık 100 metre mesafede kırmızı-siyah renkte dekore edilmiş modern görünümlü bir köfteci. Siz dükkanın modern görünümlü olduğuna bakmayın, aslında burası 1974 yılında Ali Kelebek tarafından açılmış ekonomik, halk işi bir köfteci.
Şunu daha büyük bir haritada görüntüle: Eskişehir
Dükkana girerken sizi ana giriş ile salon girişi arasında yer alan ara bölmedeki köfte tezgahı ve mangal başındaki ızgaracılar karşılıyor. Daha henüz girişteki bu mis kokulu karşılama zaten iştahınızı kabartıyor.
Tezgahtaki domates, soğan ve biberlere bakınca malzemelerin tazeliğini anlıyorsunuz.
Mekan 2 katlı, ister aşağıdaki kısmen daha ufak, ister yukarıdaki daha büyük salonda oturabiliyorsunuz. Aşağı kattaki koltuklar Amerika’daki “Diner” tipi restoranlar tarzında.
Menüde gerçek bir köftecide olması gerektiği gibi sipariş edebileceğiniz tek yemek var tabii ki köfte. Köfteler çocukluğumda bol bol yediğim ama artık o köftecileri ve tadı bulamadığım araba köftecileri tadında. Bol ekmek içli, tuz, karabiber ve kimyonlu. Ekmek içinin verdiği dokuyu ve kimyonun baskınlığını ağzınızda hissediyorsunuz. Köftelerin içi hafif çiğ ama zaten bu tip köftenin olması gereken pişirilme şekli bu.
Köftenin yanında ayrı bir tabakta domates ve soğan da servis ediliyor.
1 porsiyon köfte sipariş ettiğinizde tabakta yanında 6 dilim kızarmış ekmek ile birlikte ufak boy, 6 adet köfte geliyor. Köfteci halk işi olunca ekmek bol oluyor :) Köfteler ufak olduğu için 1 lokma da gidiyor, açsanız 1,5 porsiyon söylemenizde fayda var.
Ama köfte ile birlikte piyaz da söylerseniz, gelen ekmekleri tüketme ve doyma konusunda sıkıntı yaşamazsınız. Piyaz standart kalitede ama bol kepçe porsiyon olarak geliyor. Piyazı lezzetlendirmek için masalarda bulunan yağ-sirke şişeleri dikkat çekecek kadar şık.
Piyazınızın yanına masalarda bulunan hafif acılı turşulardan da alabilirsiniz, turşulara ekstra ücret yok ;)
Köfteci Ali’nin servis ekibi güleryüzlü ve yardımcı, sizi memnun etmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Gelen hesabı öderken hizmet ve lezzet olarak paranızın karşılığını aldığınızdan emin olarak ayrılıyorsunuz.
Gönderen
Hakkı Arıkan
zaman:
8:59 PM
4
yorum
Etiketler: Eskişehir, Köfteciler